Özel Arama
  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arsiv
  • Anlamli yazilar
  • Atatürk Köşesi
  • Beyaz Show VİDEOLARI
  • Blogcu şablonları,templateler
  • Burçlar
  • BİR ŞARKISIN SEN
  • Cilt Maskeleri
  • Diyet - Fitness
  • E-Kitap
  • Edebiyat / Dil bilgisi Köşesi
  • El işleri
  • Ev ve Dekorasyon
  • Eğitim
  • Finans/Banka/Altın
  • FULL OYUNLAR
  • Gizlilik Politikası
  • Google
  • Günün Sözü
  • Haneler Videoları
  • Hidden Oyun
  • Hikayeler
  • Hobi
  • Kadınca-Moda
  • Kendimce
  • LİNKLER
  • Mizah/Fıkra
  • MSN PROĞRAMLARI
  • Oyun Hileleri
  • PRATİK BİLGİLER
  • Resimli siirler ve sozler
  • Rüya Tabirleri
  • Sağlık
  • Seyahat
  • Siir
  • Spor
  • Tarih
  • TAROT
  • Tatil-Konaklama
  • Teknoloji ve Bilim
  • Ulaşım
  • Video
  • Yaşam
  • Yemek
  • Çocuklar için
  • Önemli Haberler
  • ÜLKELER ve SEHİRLER
  • İLGİNÇ BİLGİLER
  • İNTERNETTEN PARA KAZANMA YOLLARI
  • ŞAL ÖRNEKLERİ-MODELLERİ
  • Şifalı Bitkiler
  • msn
    bu sesın guzelıgıne
    minik çocuklar
    bekir
    iğrenç
    berna karagözoğlu
    ASLANIM
    şelpe
    BerqaN
    cimcime berna


    Reklam İzleyerek Para Kazanmak İster misiniz?


    27/11/2008

    Eskiden kabukları yokmuş




    Sırtlarındaki kabukları ile ünlü kaplumbağalar meğer önceden böyle değilmiş.

    Uluslararası bir çalışmanın sonuçları, 220 milyon yıl önce kaplumbağaların evlerini sırtlarında taşımadığını ortaya koydu.

    Nature dergisinde yarın yayımlanacak araştırmanın sonuçları, söz konusu dönemdeki kaplumbağaların kabukları ve vücut gelişimleri hakkında önemli bilgiler verdi.

    Çin'in güneybatısında, bugüne kadar bulunan en ilkel tür olarak değerlendirilen ve ''Odontochelys semistestacea'' adı verilen bu türe ait fosiller, bu hayvanların önceleri sırtlarında kabuk yerine kaburga kemiği bulunduğunu, buna karşılık vücutlarının karın tarafında, günümüz kaplumbağalarınınkine benzer plastronların olduğunu gösterdi.

    Kanada Doğa Müzesi paleontologlarından Profesör Xiao-chun Wu, fosillerin incelenmesinin kaplumbağaların kabuklarının kaburga kemiği ve omurilikten gelişerek oluştuğu tezini doğruladığını söyledi.

    Çin, Kanada ve ABD'den araştırmacılardan oluşan ekibin başındaki Xiao-chun Wu, bu oluşum sürecinin günümüzdeki genç kaplumbağaların geçirdiği süreçle aynı olduğunu belirtti.

    Üç yetişkin kaplumbağaya ait fosil, 2007'de Guizhou eyaletinde, iyi korunmuş halde bulunmuştu. Fosiller, günümüz kaplumbağalarında görülmeyen, dişler ve tamamlanmamış kabuk gibi özellikler taşıyordu. Bu fosiller sayesinde araştırmacılar, bu tür kaplumbağaların karada değil, suda yaşayan hayvanlar olduğunu ve plastronun yüzdüğü zaman hayvanı başka hayvanlardan koruduğunu da gösterdi.

    Odontochelys'in keşfinden önce, bilinen en yaşlı kaplumbağa fosili Almanya'da bulunan 210 milyon yıllık ''Proganochelys'' idi ve kabuğu tamamen oluşmuştu

    22/11/2008

    İZMİR'İN İŞGALİ


    Mondros Ateşkesi'nin imzalanmasından beri Yunanlılar, İzmir'de yoğun bir propagandaya girişmişlerdi. Bir yandan İzmir ve çevresine yeni Rum göçmenleri yerleştirilirken, diğer yandan Levantenleri de elde etmeye çalışıyorlar ve Yunanistan'dan askeri eşya ve malzeme taşıyorlardı. İzmir'de kurulan "Abluka ve Seyrüsefer Komutanlığı" ve İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan siyasi temsilcilerinin varlığı da, İzmir'in Türklerin elinden alınacağı kuşkusunu yaratıyordu. Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında, Akdeniz'den yapılması olası bir saldırıya karşı Aydın'a komutan olarak atanan Nurettin Paşa, Ateşkes'ten sonra karargahını İzmir'e taşıdı ve daha sonra İzmir Valisi atandı. Nurettin Paşa, ulusal örgütlerin kurulmasını gerekli görüyordu. Ocak 1919'dan itibaren İzmir'in Yunanlılara verileceği haberi artık İzmir basınında bile yer alıyordu.

    Paris Barış Konferansı'nda Venizelos, İzmir ve çevresinde Rum nüfusunun çokluğunu ve tarihi Yunan haklarından söz ederek, buraların Yunanistan'a verilmesini istiyordu. İddiaları A.B.D. ve İtalya tarafından çürütülmüş idi. Fakat İzmir'in İtalyanlar tarafından ele geçirilmesi endişesinde bulunan İngiltere Başbakanı Lloyd George, düşlediği büyük Yunanistan için, İzmir'in Yunanistan'a verilmesini istiyordu. Rumlar, İzmir ve çevresinde Türklerin Rumları katlettiği uydurma haberleriyle 1919 Ocak'tan itibaren Paris Barış Konferansı'na başvurdular. Diğer yandan Nurettin Paşa'nın görevden alınmasını istiyorlardı. Çünkü Nurettin Paşa'nın İzmir Valisi bulunması kendileri için büyük bir engeldi. Osmanlı Dışişleri ise İzmir'in Yunanistan'a verilmesine İtalyanların izin vermeyeceği düşüncesindeydi. Padişah, 19 Mart 1919'da İzmir'den gelen İzmir Heyetine güven verici konuşma yapıyordu. Oysa aynı tarihte Paris Barış Konferansı'nda İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesi kararlaştırılıyordu. Osmanlı Hükümeti, Rumlarca, işgale engel olarak görülen Nurettin Paşa'yı 22 Mart'ta görevinden aldı. Limanda bulunan Yunan gemisindeki askerlerin karaya çıkarak olaylar çıkartması karşısında da "Nasihat Heyetleri" aracılığı ile sükunet önerildi. Nurettin Paşa'nın yerine Valiliğe Kambur İzzet ve Kolordu Komutanlığı'na da Ali Nadir Paşa atandı. İzmir milliyetçilerine baskı yapan yeni vali, işgal haberlerini de yalanladı.

    Barış Konferansı'nda İngiltere, Fransa ve A.B.D. nin tarafından isteklerinin dikkate alınmamasına kızan İtalya'nın 24 Nisan'da Konferansı terk etmesinden yararlanan üç büyükler, İzmir'e Yunan askeri çıkartılmasını uygun buldular. 5 Mayıs 1919'da Lloyd George yaptığı açıklamada, İtalyanların doğudaki tüm davranışlarının kuşku verici olduğunu ve Batı Anadolu'yu her an ele geçirebileceklerini, onları oradan çıkartmanın ise çok güç olacağını belirttikten sonra, Rumlar öldürüldüğü için Yunan askerinin İzmir'i işgaline izin verilmesini ve İtalyanlar Paris'e dönmeden bu sorunun çözülmesini istedi. 6 Mayıs'ta da, İzmir'deki Rumları korumak için Yunanlıların İzmir'e 2-3 tümen çıkarmasına izin verilmesini yineledi. Clemenceau ve Wilson da isteği kabul ettiler. Savaşın galibi üç büyük devlet yöneticisi büyük bir tarihi hata işleyerek Türk vatanını haksız entrikalarla, İngiltere'nin çıkarları uğruna Yunanistan'a veriyorlardı.

    İstanbul'da bulunan Amiral Calthrope 7 Mayıs 1919'da İzmir'in işgal edileceğini öğrendi. 12 Mayıs'ta hazırlıklarını tamamlayıp İstanbul'dan ayrıldı. İngiliz, Fransız, A.B.D. ve Yunan savaş gemileri ise 7 Mayıs'tan itibaren İzmir Limanı'nda toplanmaya başlamışlardı. Amiral Calthrope, 14 Mayıs'ta 17. kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa'ya Mondros Ateşkesi'nin 7. Maddesi gereğince İzmir istihkamlarının ve çevresinin işgal edileceğini ve İstanbul Hükümeti'nin de bilgisi olduğunu bildirdi. Ali Nadir Paşa İzmir ve çevresindeki, askeri birliklere, işgale karşı konulmamasını ve silah ve teçhizatın müttefik kuvvetlere teslim edilmesi emrini verdi. Aynı gün Foça ve Urla'yı Fransızlar, Kösten Adası'nı İngilizler, Yeni Kale'yi de Yunanlılar işgal ettiler. İtalyanlar 13 Mayıs'ta Kuşadası'na asker çıkarmışlar ve Selçuk'a doğru ilerliyorlardı.

    İzmir Valisi ise İzmir'in işgal edileceği haberini yalanlıyordu.Vali İngilizlere başvurarak işgalin Yunanlılar tarafından değil, İngilizler tarafından yapılmasını istediyse de, İstanbul'un kayıtsız kalışı karşısında, çaresizlik içinde boyun eğdi. İzmir aydınlarının 14 Mayıs gecesi yaptıkları "Maşatlık Mitingi" de etkili olamadı. İzmir'in çevresini işgal etmiş olan İtilaf Devletleri'nin donanmalarının koruyuculuğu altında, 15 Mayıs 1919'da Yunan askeri yüzyıllardır Türk olan "Güzel İzmir"e asker çıkardılar. İzmir Rumları Kordon'da Yunan askerini coşkun sevgi gösterileriyle karşılıyordu. Başpiskopos Hrisostomos gemilerden inen Yunan askerlerini kutsuyor ve karaya çıkan askerler silah çatarak hora tepiyorlardı. Sabah saat 9'da üç Yunan alayı karaya çıkmış bulunuyordu. Saat 10'da Yunan askerleri İzmir'i, Rumların gösterileri arasında şehri işgal etmek için yürüyüşe geçtiler. Askeri Otelin önüne geldikleri sırada "Hasan Tahsin" adında bir Türk ateş açtı. Fakat derhal öldürüldü. Başka bir genç ise Yunan bayrağını taşıyan askeri vurdu. Yunan askerleri, bu olay karşısında çevreye yaylım ateşe başladılar. Karşılarında çatışacak silahlı birlik bulunmamasına rağmen yaylım ateş, özellikle askeri kışlada bulunan silahsız Türk askerine karşı yarım saat sürdü. Türk askerlerinin teslim olmasına rağmen Yunanlılar bir süre daha ateşe devam ettiler. Esir alınan çevredeki Türkler toplanarak esir gemisine götürüldüler. Bu sırada otuz kadar Türk Yunanlılar tarafından öldürüldü. Saldırganlıkların çoğunun İzmirli Rumlardan gelmesi yabancı gözlemciler tarafından da izleniyordu. Türk asker ve subayları dipçiklenerek, süngülenerek öldürülüyor, üzerlerindeki kıymetli eşyalar zorla alınıyordu. İşgale karşı boyun eğmiş bulunan Ali Nadir Paşa yerde sürüklenerek tekmeleniyordu. Türk subayları "Zito Venizelos" diye bağırmaya zorlanıyor, ağır hakaretlere uğruyorlardı. Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu. Reddedenlerden Albay Fethi Bey de süngülenerek şehit edildi. Şehrin diğer yerlerinde de olaylar, daha doğrusu yağma, öldürme ve tecavüz olayları başladı. Türklere ait evler ve işyerleri Rumlar tarafından yağmalanıyor, canını, malını, namusunu korumak isteyen Türkler öldürülüyordu. Bütün bu olaylar "uygar ulusların temsilcilerinin" gözleri önünde, "uygar devletlerin" izniyle yapılıyordu. Lord Curzon'un 18 Nisan 1919 tarihli bildirisinde "Selanik kapılarının 5 mil dışında asayişi sağlayamayan Yunanistan'ın Aydın Vilayeti'nde (İzmir o tarihte Aydın Vilayeti içinde idi.) barış ve güvenlik sağlamakla görevlendirilmesini" uygun görmediğini açıkladığı Yunanlılar ilk gün 400 Türk öldürmüşlerdi. Çevre köy ve kazalardaki olaylarla bir iki gün içinde  5.000 kadar Türk öldürüldü.

    Yunanlılar daha başlangıçtan, geçici bir işgal için değil, kalıcı bir ilhak için Batı Anadolu'yu Ege 'nin her iki yakasında kurulacak Büyük Yunanistan'a katmak ve böylece "Megalo İdea" (Büyük İdeal) yani Hıristiyan Bizans İmparatorluğu'nun geçmiş ihtişamının yeniden canlandırılmasına ulaşmak için geldiklerini açığa vurdular. Türk Ulusu'nun içine düştüğü durumdan yararlanan Yunanlılar yüz yıllık ihtiraslarıyla Anadolu'ya, daha ilk günden kan ve ölüm saçarak geliyorlardı. Bazı Yunanlı subayların, "Anadolu'ya gitmeyelim, Anadolu mezarımız olur" uyarılarına rağmen Anadolu macerası bu biçimde başladı. Anadolu gerçekten de mezarları oldu. Fakat bu mezarı kendileri kazdılar, kazma ve küreği ise ellerine İngiltere tutuşturmuştu. Yunanlıların böyle davranmalarının, akıtılan kanların ve üç yıl sürecek savaşın sorumluluğunu başta İngiltere olmak üzere Fransa ve A.B.D. ne ait idi. Eğer amaç barış ve güvenliğin sağlanması olsaydı, İzmir'i İtilaf Devletleri askerleri işgal edebilirdi.

    İzmir'in işgali yabancı gazeteler aracılığı ile dünya kamuoyuna duyuruldu. Fransa'nın büyük gazeteleri, "Türkiye'nin parçalanışı", "Türk İmparatorluğu ömrünü doldurdu", "Hasta Adamın cenaze töreni" başlıklı haberler verirken, Batı Anadolu'da Ermeni çıkarlarının bundan sonra ne olacağı tartışılıyordu. Yunan propagandası ile, ilk gün haberlerinde, tam zamanında girişilen işgal ile artık İzmir'de sükunetin hakim olduğu ve Hıristiyanların katliamdan kurtarıldığı bildiriliyordu. Amerikan gazeteleri de İzmir'in işgalini duyururken, Türklere Anadolu'da küçük bir bölge bırakılabilir diyor, Amerikan mandasından söz ediyorlardı. Bazı gazetelerde ise "nankör ve samimiyetten yoksun Rum ve Ermeniler için cesur ve namuslu Türklerin haklarının çiğnendiği ve Türklerin İzmir'de katledildikleri" haberleri yer alıyordu. Yunanlılar'ın İzmir ve çevresinde yaptıkları katliam kısa süre sonra anlaşılınca, İngiliz Parlamentosu'nda bile ağır eleştirilere yol açtı. İngiliz Genelkurmay Başkanı Wilson, anılarında "Bütün yapılanlar deliliktir, fenalıktır" diyor, Standart Baker isimli İngiliz yazarı ise işgali, "iğrenç bir entrika" olarak değerlendiriyordu.

    İlk günlerin olaylarının yarattığı tepkiler üzerine Venizelos İzmir'e vali olarak eski bir arkadaşı olan  Stergiadis'i seçti. Stergiadis  15-16 Mayıs olaylarının sorumlusu olanların askeri mahkemece cezalandırılmasını sağladı ve zarar görenlere tazminat ödeneceğini ilan etti. Türklere karşı kışkırtıcı davranışlar yapılmamasını bildirdi. Küçük görevdeki Türk memurlarını yerinde bıraktı. Yerli Rumların Türklere saldırmamaları için önlem almaya başladı. İslam hukukunu iyi bilen ve Türkleri iyi tanıyan Stergiadis'in amacı, işgale karşı direniş çıkmamasını sağlamaktı. Saldırı ve öldürme olaylarının Türkleri yıldırmayacağını tam tersine ayaklandıracağını çok iyi biliyordu. İzlediği politika yüzünden kilisenin, yerli Rumların ve kendi askerlerinin tepkisini çekti. Emirleri de yeterince uygulanmadı.

    İZMİR'İN İŞGALİNE TEPKİLER

    İzmir'in işgali tüm Türkiye'de büyük bir heyecan ve tepki yarattı. Eski uyrukları Yunanlılar'ın İzmir'i işgali, Türk Ulusu'nun "Ulusalcılık" duygusunu kamçıladı. İzmir adı Kurtuluş Savaşı'nın amacı ve savaş stratejisinde odak noktası oldu.

    İzmir'in işgal edildiği haberi aynı gün Hükümet tarafından duyulduğunda şaşkınlık yarattı. Çünkü İngiliz Yüksek Komiseri, Sadrazam Damat Ferit Paşa'ya daha birkaç gün önce, İzmir'in işgal edilmeyeceğine söz vermişti. İzmir'in işgali Hükümet bildirisi olarak 16 Mayıs tarihli İstanbul gazetelerinde yer aldı. Reddi İlhak Heyeti yurdun dört yanına çektiği telgraflardaki "İşgal başladı. İzmir ve yöreleri ayakta ve heyecandadır. İzmir son ve tarihi gününü yaşıyor. Son umudumuz ulusumuzun göstereceği direnişe bağlıdır. Mitingler yaparak, telgrafla her yere başvurunuz. Vatan ordusuna katılmaya hazırlanınız" sözleriyle duyurdu. İzmir Müdafaa-i Hukuku Osmaniye Derneği ise, İstanbul'daki devlet adamlarına ve A.B.D. temsilcisine çekilen bildiride, "... Avrupa on milyon Müslüman ve Türk'ün idam ve imhasına karar vermişse, ulusumuz buna uymayacak ve vatan uğrunda, kahramanca çarpışarak ölmeye hazır bulunacaktır. Tarih bütün bir ulusun varlığını savunmak için asıl öldüğünü gösterecektir." deniyordu. Türk basını, baskılara rağmen haberi ulusun duygularını yansıtacak biçimde verdi. Haberin duyulması tüm yurtta bomba gibi patladı. Toplantılar yapılmaya başlandı. 19 Mayıs'ta İstanbul'da dükkânlar kapandı. Göğüslerinde "İzmir Türk kalacaktır" rozeti taşıyan binlerce insan Fatih Belediye Dairesi önünde toplandı1ar. Aydınlar halkı coşturan konuşmalar yaptılar. Bir Türk kadını, Halide Edip Adıvar konuşmasında:

    "Müslümanlar Türkler,
    Türk ve Müslüman bugün en kara gününü yaşıyor. Gece karanlık bir gece... Fakat insan hayatında sabahı olmayan gece yoktur, yarın belki, patlak bir sabah olacaktır
    " diye haykırıyordu, 22 Mayıs 'ta Kadıköy ve 23 Mayıs'ta ise büyük bir insan selinin oluşturduğu Sultan Ahmet Mitingi yapıldı. Erzurum'da İzmir'in işgali duyulur duyulmaz, Padişah'a Hükümete ve yabancı devlet temsilcilerine protesto telgrafı çekildi. Aynı felaketin kendi başlarına gelebileceğini, Ermeni  istekleri uğruna İtilaf Devletleri'nin Türk'ün hakkını çiğnemekten çekinmeyeceğini gören Erzurum Müdafaa-i Hukuku Milliye Derneği, Erzurum ve çevresinde mitingler düzenlediler. Kütahya'da yapılan mitinge Müslüman olmayanlar da katıldılar. Trakya'da ise heyecan ve endişe bir arada idi. Burası her an Yunanlılar tarafından işgal edilebilirdi. Katliamı görüp İzmir'den içerilere göç edenler olayları anlatarak bir elektrik akımı gibi düşmana silahla karşı konulması ruhunu etkilediler.

    Yunanlılar'ın İzmir'i işgalinden önce de çeşitli yerler işgal edilmişti. Fakat bu derece etkili olmamıştı Musul, Adana, Kudüs, Şam gibi yerlerin işgali karşısında direniş gösterilmemişti. Kamuoyu, Padişah ve Hükümet , bağımsız bir Osmanlı Devleti'nin hayal olduğunu ve büyük bir devletin güdümünde, hiç değilse bir süre yaşanılması gerektiğini kabul ediyorlardı. Hele Padişah'ın "Kavm-i Necip" dediği İngiliz isteklerini körü körüne uygulaması, yüzyıllardır bu makama dinsel ve geleneksel bağlarla bağlı Türk Ulusu'nu da kadere razı ediyordu. Oysa Yunanlılar kalıcı olarak gelmişlerdi. Şimdiye kadar Hıristiyanlara kaybedilen yerlerde Türklüğe ve Müslümanlığa ait her şey silinmişti. Daha dün Türk'ün yönetiminde yaşayan Yunanlıların İzmir'i işgali, Türk Ulusu için onur kırıcı kabul edilmez bir olaydı ve bu yüzden de ulusun uyanışına neden oldu. Artık Padişah bile bu olay karşısında Türk Ulusu'nun ayaklanışını engelleyemez yanan bağımsızlık ateşini söndüremezdi.

    Yunan işgaline karşı tüm yurtta gösterilen bu tepki Türk Ulusu'nun Ulusal bilincinin uyanışı, İtilaf Devletleri'nin Türkiye'yi parçalamak için hazırladıkları planların karşısında şahlanışın ilk belirtisi oldu. Fakat bütün bunlar merkezi bir birlik ve otoriteden yoksun,  dağınık ve eğer ulusal bir otorite ve birlik kurulmadığı takdirde çözülüp dağıtılabilecek ve etkisini yitirebilecekti. Fakat tarih Türk Ulusu'na büyük bir fırsat veriyordu. M. Kemal Paşa aynı tarihlerde Anadolu topraklarına ayak basmış ve ulusun kaderini hazırlıyordu.

    Türk Ulusu'nun hakkını savunması gereken Padişah ve Hükümet acz içinde ve yalnız kendi çıkarını düşünüyordu. Bunun için de İngilizlerin her istediğini de kabul ediyordu. Veliaht Abdülmecit Efendi'nin önerisi ile son durumu görüşmek üzere Vahdettin bir Şura-yı Saltanat toplanmasını istedi. 26 Mayıs'ta Yıldız Sarayı'nda Padişah'ın açış konuşması ve Damat Ferit'in açıklamaları ile devam eden toplantıda, İzmir'in işgalinin ilhak olduğu ve Wilson İlkeleri'nin uygulanmadığı ve gerekli girişimlerin yapılmadığı ileri sürülerek bir "Şura-yı Milli" kurulması istendi. Fakat Sadrazam ve Padişah ileri sürülen önerileri ciddiye almadılar ve toplantı dağıldı.

    *Ergün AYBARS, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün.Basımevi, İzmir, 1986, ss.139-145




  • Merve Yüksel - Şinanay
  • Halil Yılmaz - Nurcanım
  • Mevlüt Can Kaplan - Yanarım Aşkına Can Yar
  • Berna Karagözoğlu - Naciye
  • Şebnem Keskin - Grease Müzikali
  • Bekir Dağhan - Karanfil Deste Gider
  • Mehmet Daş - Odalarda Işıksızım
  • Melek Aleyna Büyükçınar - Duydum ki Unutmuşsun
  • Bir Şarkısın Sen Çocukları - Ay Akşamdan Işıktır
  • Dilşah Gücüm - Zeynebim -Mektebin Bacaları
  • Miraç Çağla - Gel Efendim Gel
  • Melisa Meray - Kalbimi Kıra Kıra
  • Murat Turan - Halil İbrahim
  • Şebnem Keskin - Alta Gracia
  • Berkan Taşkın - Can Bedenden Çıkmayınca
  • Yabanhane 06 Kasım 2009
  • Ebru Uflaz - Iğdır'ın Al Alması
  • Berna Karagözoğlu - İlle de Roman Olsun
  • Ebru Uflaz - Sarı Gelin
  • Bir Şarkısın Sen Çocukları - Telli Telli
  • Aycan Çelik - Sen Gelmez Oldun
  • Şebnem Keskin - Karbeyazdır Ölüm
  • Mehmet Daş - Mavi Mavi
  • Dilşah Gücüm -Delikanlım
  • Salih Gündoğdu - Kainatın Aynasıyım
  • askkadinlari
  • akikden
  • asktutulmasi
  • ccna
  • orkide33
  • kevserekanmak
  • hayal006
  • elfince
  • baymadan
  • bulmaca01
  • tekumutbirhayal
  • masumhayaller
  • pembeerdogan
  • butunkizlarburayaa
  • silentt
  • blacksealife
  • yaziruhu
  • melekk55
  • medicalclinic
  • luxyasam
  • sennurrhobi
  • falbilimmerkezi
  • lazkolok
  • ilkayinmekani
  • efsuncalife
  • qizlikent
  • teknolojiyleyasam
  • putri
  • papatyasarisi
  • balikekmek
  • becayis
  • pelininbahcesi
  • bedavakodcu
  • desenmoda
  • hulela
  • efeliden
  • pumse
  • harikaweb
  • yakamozsahili
  • naneci
  • orgucicek
  • sarper2005
  • naliya
  • yemekpastadunyasi
  • SessizCigliklarim
  • cemile07
  • hayalbirumuttur
  • wordpreesblogcu
  • almulaca
  • gulcancandan
  • aysegulyildirm
  • sonbaharkadinlari
  • photograpy28
  • ruyalarla
  • AskinAy
  • yuncafe
  • hertelden28
  • asikhayatlar
  • elifelif38
  • kumtanesiylehayat
  • unsallahayat
  • canergolf
  • dantel83
  • herseyemaydanoz
  • ceylince
  • esentepeli
  • meryemaslan
  • kartopuyumagi
  • neisvarneguc
  • bilimyurdu
  • herseyvarburada28
  • zeynepkaraoglu
  • bandanali
  • sovcont
  • kusburnu
  • Avuntu
  • adelim
  • yalovalizulal
  • meryemcesiir
  • HayatSadeceHikaye
  • knittingneedles
  • bloggumblogcu
  • leylahobi
  • binbirgecemasallar
  • gulnurlahersey
  • polokolik
  • buyukyeniceli
  • yitiksokaklar
  • eminegolylmz
  • jasminle
  • mehmetim29
  • yuzustu
  • kadincahaller
  • ceydaile
  • nimotour
  • yasamdansayfalar
  • girtlakkanseri
  • salihatkn
  • saclariniz
  • AYAZTEPE
  • BENIMDILEKÇEM
  • CANVERMEZ
  • DOYMAZ
  • HIVELCE
  • HIDDENCE
  • SONFASIL
  • TÜRKÜHANEM
  • ZİNDEYASAMSİRLARİ
  • BAMTELİMEDOKUNANLAR
  • forum buyukyenice
  • heyheyli
  • ruyayorumcusu
  • gununhaberleri
  • tanidinmibeni
  • tarihpenceresi
  • videoseyredelim
  • dersnotlaricom
  • alintidir
  • sennurundenemetahtasi
  • budagecer
  • yersizyurtsuzcom
  • yenicecom
  • sifalibitkilerlehayat
  • olsadayesemcom
  • umutbirkelebekcom
  • diyemediklerimcom
  • hotelvideos
  • RSS Sayfam